Scroll Top
SORU & CEVAP
Aşapıda aradığınız sorunun yanıtını bulamadıysanız hemen soru sor butonuna basın ve sorunuzu gönderin.

İMPLANT

İmplant, genellikle titanyumdan yapılan vida şeklinde yapay bir diş köküdür.

İmplant tedavisi, çeneye implant yerleştirilerek ve üzerine yapay diş tacı (kron) konularak fonksiyonel ve estetik açıdan kaybedilmiş diş özelliklerini geri kazandıran  tedavidir. İmplant tedavisine implant destekli diş tedavisi de denir. İmplant destekli protez restorasyonları, uygun planlar yapılarak tüm dişlerin veya kısmi diş eksikliğinin veya tek diş eksikliğinin yokluğunda uygulanır.

İmplant yerleştirilecek hastanın, çene kemiğinin implant vidalarını kabul edecek yükseklik ve genişlikte olması gerekir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece diş etlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara (20 yaş ve altı)  uygulanması tercih edilmeyebilir. Bazı durumlarda, sistemik hastalığı olan veya geçmişte bisfosfonat içeren ilaçlar kullanan hastaların doktorlarının onayına ihtiyacı olabilir.

İmplant yerleştirilirken sağlam komşu dişlere zarar verilmez. Tam protezlerde karşılaşılabilen çiğneme, konuşma ve tat alma sorunları implantlarda yaşanmaz. Bu açılardan implant hastaya kaliteli ve konforlu yaşam sağlar. İmplant uygulanan hasta kayıp diş sebebiyle yitirmiş olduğu çiğneme kuvvetini yeniden kazandığından daha sağlıklı ve dengeli beslenir. İmplant doğal dişin yapısına benzer olduğundan estetik açıdan hastanın özgüvenini yükseltir.

İmplant tedavisi diş kaybı ile yaşanan estetik ve fonksiyonel kayıpları geri kazandıran bir tedavidir. Uygulanış süreçleri açısından cerrahi bir tedavidir ancak sonuçları açısından estetik kazanımlar sağlar ve gülüş tasarımı tedavi planlarında yer alır.

İmplantlar uzun ömürlü tedavilerdir. En az 10 yıl kalmak üzere tasarlanmış implantların ömür boyu taşınması mümkündür. İmplantın ömrü tedavinin iyi planlanmış ve uygulanmış olmasına,  tedaviden sonra ağız ve diş bakımının ve diş hekimi kontrollerinin düzenli yapılmasına bağlıdır. İmplant tedavisinin iyi planlanması, kaliteli ve hasta ağız yapısına uygun implantların kullanılması, kemik yeterliliğinin tespit edilmesi ve gerekirse kemik ilavesi yapılması ve implant işleminin deneyimli hekimler tarafından yapılması ile ilişkilidir.  Diş etinin sağlıklı olması implant ömrünü uzattığından, diş eti sağlığını ve implantı korumak için ağız hijyenine önem verilmeli ve sigara içilmemelidir.  

İmplant iyileşme başlığı, implant kemiğe kaynadıktan sonra etrafındaki diş etinin şekillendirilmesi  için implantın içine vidalanan bir ara parçadır.

İmplant tedavisi planlama, hijyen ve ağız hazırlığı, ihtiyaç duyulan bölgenin greflenmesi (kemik ilave edilmesi), implantın yerleştirilmesi ve implant üstü diş restorasyonlarının tamamlanması aşamalarından oluşur. Bazen bu aşamaların bir kaçı, bazen de hepsi tek seansta yapılabilmektedir.

İmplant yerleştirme lokal anestezi ile yapılır. İşlem sırasında ağrı hissedilmez. Ancak işlem sonrası, anestezi etkisi azaldığında duyulabilecek ağrı basit ağrı kesiciler ile giderilebilir.

İmplantların kemik ile tam birleşmesini sağlamak için ilk 3-6 ay boyunca implant üstüne daimi protez konulmamalıdır. Ancak hastanın sosyal hayatını rahatlıkla devam ettirmesi ve hastanın kendisini iyi hissetmesi için, özellikle estetik bölge dediğimiz ön dişlere  implant yerleştirildiğinde, implant üzerine geçici kron takılarak hastanın kendini rahat hissetmesi sağlanır. Arkada kalan dişler için genellikle geçici proteze ihtiyaç duyulmaz. 

İmplant hijyen konusunda doğal dişten daha duyarlıdır. Hekimin hijyen konusundaki yönlendirmelerine kesinlikle uyulmalıdır. Düzenli olarak (altı ayda bir) hekim kontrolu yapılmalıdır. Hijyen konusunda gereken özenin gösterilmemesi implantın kaybedilmesine neden olabilir.  

İmplant tedavisi, estetik görünüm, çiğneme ve konuşma işlevlerinin geri kazanılması, doğal dişlerden ayırt edilememesi ve uzun ömürlü olması sebebi ile tercih edilen tedavidir. Bununla birlikte, zaman zaman enfeksiyon, hijyen zorluğu ve restorasyonların doğal dişe kıyasla estetik beklentileri karşılamaması gibi şikayetler olabilir. Restorasyonlarda, boşluklar doğal dişlerden daha fazladır. Doğal dişler kemiğe yayıldığından, kaplama üzerindeki kuvvet gerilir. İmplant bu özelliğe sahip olmadığından kaplama üzerindeki basınç daha fazla olur ve bu implant üzerindeki restorasyonlarda kırılmaya neden olabilir.

İmplant yerleştirildikten sonra ağrı beklenmez. Anestezi etkisi geçtikten sonra ağrı hissedilmesi durumunda ilk gün ağrı kesici alınabilir. Ağrının takip eden günlerde devam etmesi halinde hekime başvurulmalıdır.

İmplant tedavisi ile kaybedilmiş olan çiğneme yeteneğini geri kazanan hasta herşeyi yiyebilir. implant sonrası özel bir gıda takviyesine gerek yoktur.

İmplantı saran canlı dokunun iltihaplanması durumunda, enfekte bölge ve ağız  temiz tutulmalı, ara yüz fırçası ile temizlenmeli, tuzlu su ile gargara yapılmalı ve en kısa sürede hekime başvurulmalıdır.

İmplant sonrası ağrı ve şiş beklenilen bir durum değildir. Sinüs lifting gibi destekleyici cerrahi işlemler yapılmışsa az bir şişme olabilir, bu da kendiliğinden geçer.

İmplant sonrası buz tedavisi sadece tedavinin yapıldığı gün uygulanır. Amaç kanamayı durdurmak, ağrı ve şişmeyi engellemektir.

İmplant tedavisinin gerçekleştiği gün gece yatmadan önce bir kez, takip eden 3 gün boyunca da günde iki sefer tuzlu su ile gargara yapılması iyileşme sürecini hızlandırır.  Kimyasal gargaralar bakterileri öldürmekle beraber yaranın iyileşmesini geciktirebilir.

Çoğu zaman eriyen dikiş atıldığından hasta dikiş aldırmak zorunda kalmaz. Normal dikiş atılırsa, işlemden bir hafta sonra dikişler alınır.

İmplant dikişleri açılması halinde yaranın iyileşmesi bozulacağı için komplikasyon riski doğar. Böyle bir durumda vakit kaybetmede hekime başvurulmalıdır.

Sigara diş eti sağlığı için tehlikeli bir alışkanlıktır. Yaranın iyileşmesini olumsuz etkileyeceğinden, implant işleminden itibaren bir hafta süreyle sigara içilmemelidir.

İmplant sonrası alkol kullanılabilinir. Ancak; iyileşme sürecinde kullanılan antibiyotik sebebiyle yan etkisi olması durumunda alkolden kaçınılmalıdır.

İmplant tedavisinin temizliği doğal dişlerin temizliği gibi yapılır. Günlük düzenli ağız ve diş temizliği, implantın ömrünü uzatmak için oldukça önemlidir. İmplantın temizliğinin etkin yapılması için arayüz fırçasına ihtiyaç duyulabilir. Arayüz fırçaları değişik ölçülerdedir. Diş hekimi uygun ara yüz  fırçası konusunda hastayı yönlendirir. 6 ayda bir düzenli hekim kontrolü implant ömrünü artırır. Ağız hijyenine önem verilmesi, sigara kullanılmaması implant ömrünü uzatır.

İmplant öncesi hastanın genel sağlık durumu, kemik yapısı ve ağız içi durumu klinik ve radyolojik olarak değerlendirilerek tedaviye uygunluğuna karar verilir. Kemik uygunluğu ve yeterliliği sağlanmış çeneye, doğru cerrahi tekniklerle ve kaliteli ürünlerle yerleştirilmiş implant tedavilerinde %90-95 başarı sağlanır.

İmplantın sallanması, ağrı ve enfeksiyon görülmesi ya da implantın düşmesi  implantın başarısız olmasıdır. Bazı durumlarda, hasta implantın başarısız olduğunu fark edemez, sadece diş hekimi muayenesi sırasında fark edilir.

İmplant sallanmaya başladığında gecikmeden diş hekimine başvurulmalıdır. Zamanında diş hekimine gidilmesi sallanan implantın kurtarılmasını sağlayabilir. İmplant düşerse, düşen implant ile birlikte diş hekimine gidilmelidir. İmplant düştüğünde implant tedavisinin yenilenmesi gerekir.   

İmplant fiyatlarını öncelikle üretici firması ve klinik yönetimi belirler. İmplant titanyum gibi değerli metallerin ve yüksek teknolojilerin kullanıldığı ve sürekli arge çalışmaları ile desteklenmesi gereken bir üründür. Bu nedenle üretici firmalar Ar-ge, tasarım projelerine yüksek bütçeler ayırırlar. Farklı üretici firmaların yüksek bütçeli  Ar-ge çalışmalarının sonucunda farklı tasarımlara ve özelliklerde ve farklı fiyatlara sahip implant markaları ortaya çıkmaktadır.  Ancak; sektöre sürekli olarak yeni üreticilerin girmesi ve rekabet sebebiyle hemen hemen her bütçeye uygun implant markası bulunmaktadır. Bu açıdan otomotiv, cep telefonu, bilgisayar teknolojilerine ve ürün çeşitliliğine benzetilebilir. Sahte, taklit ya da  kalitesiz implantlardan korunmak için diş hekiminden görüş alınmalı ve birlikte planlama yapılmalıdır. İmplant cerrahi bir işlemdir.  Uzmanlık, deneyim ve beceri gerektirir. İmplantın başarılı olması için sıklıkla greft, sinus lifting gibi cerrahi işlemlerle desteklenmesi gerekebilir. Bu nedenle bu tedaviyi yapan kliniğin ücret politikaları, hekimin uzmanlığı, deneyim ve becerisi implantın kalitesini ve fiyatını etkiler.

İmplant tedavisinde hangi implant markasının kullanılacağı hassas bir konudur. Dişhekimi ile birlikte değerlendirilmelidir. İmplantlar değerli madenlerden yapılan, tasarımları önemli arge çalışmalarına dayanan ürünlerdir. Diş hekimliğinde kullanılan çok çeşitli markalarda implant bulunmaktadır. Dişhekimleri belli özelliklere göre ayrılmış bir iki farklı implant markasıyla çalışmayı tercih ederler. Çalıştıkları markaları tercih etmelerine yeterli olan bilgi ve deneyime sahip olduklarından, kullanılacak implant konusunda hekimlerin görüşleri dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda internet ortamında implant markaları hakkında geri bildirimlere hasta yorumlarına ulaşmak kolaydır.  

Dünyada birçok implant markası var. Straumann, Nobel, Camlog, Zimmer, Bredent dünyaca tanınan markalardan bazılarıdır.

İmplant dünyanın birçok ülkesinde, özellikle Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uygulanmaktadır ve tüm gelişmiş ülkelerde bu alana büyük ölçekli Ar-Ge yatırımları yapılmaktadır.

Diş implantı 1965’ten beri başarıyla kullanılmaktadır. Bu alandaki Ar-Ge yatırımları oldukça yüksektir. İmplantın bilinen bir zararı yoktur. Titanyum sadece implantta değil, tıbbın başka alanlarında da yoğun kullanılan bir metaldir. Doku dostudur. Titanyumla veya implant ile ilgili kanser vakasına rastlanmamıştır.

AĞIZ VE DİŞ CERRAHİSİ

İleri derecede çürük, diş eti rahatsızları nedeniyle dişin sallanması, ileri derecede diş kırıkları, kanal tedavisinin yetersiz kalması, süt dişlerinin düşmemesi, abse veya kistin zamanında tedavi edilememesi ve ortodontik bozukluklar sıklıkla karşılaşılan diş çekimi nedenleridir.

Diş çekimi teknik bilgi ve beceri gerektiren bir uygulamadır. Diş çekimi için gerekli aletleri ve uygun tekniği kullanma becerisine sahip olan diş hekimi dişi kolaylıkla çeker.  Diş çekiminin kuvvet gerektirdiği yaklaşımıyla diş hekimleri arasında cinsiyet ayrımı yapmak doğru değildir.

Eğer doktorunuzun önerdiği bir ilaç (örneğin antibiyotik) söz konusuysa, mutlaka saatlerine uyarak, düzenli bir şekilde kullanılmalıdır.  Bir hastalığınız ya da alerjiniz varsa ve ayrıca bu yüzden sürekli kullandığınız ilaçlar mevcutsa, kesinlikle bunları diş hekiminize söylemelisiniz . Çekimden önce pıhtılaşmayı geciktiren aspirin türü ilaçlar kullanılmamalıdır. Mümkünse dişler güzelce fırçalanmalı ve bir antiseptikli suyla çalkalanmalıdır. Böylece ağızdaki bakterilerin azalması ve enfeksiyon riskinin düşürülmesi iyi olur.

Diş kökünün ve kemik dokusunun yapısına bağlı olarak diş çekimi sırasında diş kırılabilir. Bu hasta ve diş hekimi için korkulacak bir durum değildir. Diş hekimi kırılan dişi uygun müdahale ile kökünden çeker.

Akıl dişi ağızda en son süren diştir ve aynı zamanda üçüncü büyük azı dişi olarak da bilinir. Genellik on yedi- yirmi beş yaş arasında sürer.

Çoğunlukla 20 yaş dişi dört tanedir. Nadiren bazı kişilerde hiç görülmez, nadiren de dörtten fazla olabilir. Bazı klinik vakalarda 8 adet 20 yaş dişi görülmüştür.

Zamanla insanoğlunun çene yapısı küçülmüştür. Yumuşak besinleri tüketme alışkanlığının artması çiğneme ihtiyacını da azalmıştır. Küçülen çene ve azalan çiğneme ihtiyacı 20 yaş dişlerinin önemini en aza indirmiştir. Bu nedenle 20 yaş dişleri genellikle yarattıkları sorunlar ile dikkati çeken dişlerdir.

20 yaş dişlerin yol açacağı sorunlar çenenin büyüklüğü, dişin sürme yönü ve hijyeni gibi birden çok faktöre bağlı olarak, gömük, çürüme, kist ve ağrı, diş eti enfeksiyonu, yanak ısırma, diş şeklinin bozulması gibi sorunlardır.

20 yaş dişlerinin yaklaşık 1 yıl içinde normal yerini alması beklenir. Eğer bu süre içinde olması gereken yerde değilse gömük diş olarak tanımlanır. Diş kısmen ya da tamamen gömük olabilir.

Gömük dişler daha çok diş eti hastalıkları, gömük dişin çürümesi ve diğer dişlere zarar vermesi, çenenin kırılma riskini artırması ve etrafındaki kesenin kistik oluşum riski yaratması halinde çekilir.

Gömülü diş protezin kullanımına engel olacağından, hastadan alınan radyografiler yardımıyla gömülü diş varlığı saptanmalı ve protez uygulanmadan önce gömük dişler cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

Kanama, şişkinlik ve enfeksiyon riski dikkate alınarak; ilk 24 saat kontrol edilmelidir. Pıhtı oluşumu için yaralı bölgeye ısırma hareketi ile en az yarım saat tampon uygulanmalıdır. Oluşan pıhtıyı parçalayacağından tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Sıcak beslenme ve duştan kaçınılmalıdır. Yaralı tarafta çiğneme yapılmamalıdır. Aspirin kumadin gibi kanamayı artırıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Yara kurcalanmamalıdır. Ödem soğuk tampon uygulanarak kontrol altına alınmalıdır. Ağız temizliği yumuşak hareketlerle yapılmalıdır.

Çekim sonrası hafif şişlik, kanama ve ağrı olabilir. Tedavi öncesi ve sonrası iyi planlanmış ve hasta hekimin tavsiyelerine uymuşsa bu şikayetler yok denecek kadar azalır.

xray

Dental X-ışını görüntüleme, genellikle rutin diş hekimi muayenesinin teşhis için yetersiz olduğu, ortodontik ve cerrahi tedavi planlaması için ihtiyaç duyulduğu, ileri derece çürük, ağrı veya kanama gibi tanı konulmamış ve devam eden problemler olduğunda, sorunun teşhis edilmesi ve tedavinin planlanması için çene ve kafatasındaki yumuşak ve sert doku ve sinirler hakkında daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyulduğu durumlarda talep edilir.

Çocukların diş ve çene X-ray görüntülemesi mutlaka hekim yönlendirilmesi ile ve  X-ray cihazları kullanma ruhsatı olan sağlık kuruluşlarında yapılmalıdır. Hekim tarafından uygun görülmüş ise çocukların diş tedavisi ile ilgili radyografilerinin alınmasında sakınca yoktur. Alınan radyasyon tutarı düşüktür. Ayrıca kullanılan kurşun önlük ile de vücudun diğer bölgeleri radyasyondan korunur. 

Hamile iken X-Ray ışınlarına maruz kalınmaması tavsiye edilir. Ancak hamilelik sürecini de etkileyecek bir diş sağlığı sorunu sebebiyle radyografiye gerek duyulursa karın ve tiroid bölgesi kurşun koruyucularla muhafaza edilerek diş röntgeni alınabilir.

Diş hekimliğinde kullanılan X-ışını görüntüleme cihazlarının radyasyon emisyonu düşüktür. Ayrıca, görüntüleme sırasında kurşun önlük giyildiği için vücudun diğer bölgeleri de korunur. Bu nedenle X-ışını tedavisinden endişe duymaya gerek yoktur. Ek olarak, diş hekimi hastanın durumunu ve olası risklerini dikkate alarak radyografi ister.

Radyografik görüntüleme teşhis ve tedavinin seyrinin izlenmesi amaçlı talep edilir. Bu nedenle ne sıklıkla X-ışınlarına maruz kalınacağını hekim hastanın durumunu dikkate alarak belirler. Hekim radyografik görüntüleme talep ederken hastanın radyasyon alımı açısından geçmişi, hamilelik gibi hassasiyetleri ve başka kriterleri dikkate alır. Tedavinin doğru planlanması için kanal veya implant gibi diş tedavilerinde tedaviye başlamadan önce, tedavinin başarısını değerlendirmek için tedavinin sonrasında panoramik görüntüleme istenebilir. Diş hekimliğinde kullanılan radyografik görüntüleme cihazlarından salınan radyasyon miktarı düşüktür. 

Modern diş hekimliğinde, görüntüledikleri alana veya görüntüleme boyutlarına bağlı olarak farklılık gösteren farklı görüntüleme cihazları vardır. Örneğin, periapikal görüntülemede sadece bir veya birkaç dişin ayrıntılı bir görünümü elde edilirken, panoramik görüntülemede tüm çenenin ayrıntılı görüntülemesi elde edilir. Üç boyutlu görüntüleme cihazı olarak da bilinen tomografide hem çenenin hem de kafatasının ayrıntılı bir görüntüsü elde edilir.

Privacy Preferences
When you visit our website, it may store information through your browser from specific services, usually in form of cookies. Here you can change your privacy preferences. Please note that blocking some types of cookies may impact your experience on our website and the services we offer.