SIK SORULAN SORULAR

İMPLANT

İmplant, genellikle titanyumdan yapılan vida şeklinde yapay bir diş köküdür.

İmplant tedavisi, çeneye implant yerleştirilerek ve üzerine yapay diş tacı (kron) konularak fonksiyonel ve estetik açıdan kaybedilmiş diş özelliklerini geri kazandıran  tedavidir. İmplant tedavisine implant destekli diş tedavisi de denir. İmplant destekli protez restorasyonları, uygun planlar yapılarak tüm dişlerin veya kısmi diş eksikliğinin veya tek diş eksikliğinin yokluğunda uygulanır.

İmplant yerleştirilecek hastanın, çene kemiğinin implant vidalarını kabul edecek yükseklik ve genişlikte olması gerekir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece diş etlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara (20 yaş ve altı)  uygulanması tercih edilmeyebilir. Bazı durumlarda, sistemik hastalığı olan veya geçmişte bisfosfonat içeren ilaçlar kullanan hastaların doktorlarının onayına ihtiyacı olabilir.

İmplant yerleştirilirken sağlam komşu dişlere zarar verilmez. Tam protezlerde karşılaşılabilen çiğneme, konuşma ve tat alma sorunları implantlarda yaşanmaz. Bu açılardan implant hastaya kaliteli ve konforlu yaşam sağlar. İmplant uygulanan hasta kayıp diş sebebiyle yitirmiş olduğu çiğneme kuvvetini yeniden kazandığından daha sağlıklı ve dengeli beslenir. İmplant doğal dişin yapısına benzer olduğundan estetik açıdan hastanın özgüvenini yükseltir.

İmplant tedavisi diş kaybı ile yaşanan estetik ve fonksiyonel kayıpları geri kazandıran bir tedavidir. Uygulanış süreçleri açısından cerrahi bir tedavidir ancak sonuçları açısından estetik kazanımlar sağlar ve gülüş tasarımı tedavi planlarında yer alır.

İmplantlar uzun ömürlü tedavilerdir. En az 10 yıl kalmak üzere tasarlanmış implantların ömür boyu taşınması mümkündür. İmplantın ömrü tedavinin iyi planlanmış ve uygulanmış olmasına,  tedaviden sonra ağız ve diş bakımının ve diş hekimi kontrollerinin düzenli yapılmasına bağlıdır. İmplant tedavisinin iyi planlanması, kaliteli ve hasta ağız yapısına uygun implantların kullanılması, kemik yeterliliğinin tespit edilmesi ve gerekirse kemik ilavesi yapılması ve implant işleminin deneyimli hekimler tarafından yapılması ile ilişkilidir.  Diş etinin sağlıklı olması implant ömrünü uzattığından, diş eti sağlığını ve implantı korumak için ağız hijyenine önem verilmeli ve sigara içilmemelidir.  

İmplant iyileşme başlığı, implant kemiğe kaynadıktan sonra etrafındaki diş etinin şekillendirilmesi  için implantın içine vidalanan bir ara parçadır.

İmplant tedavisi planlama, hijyen ve ağız hazırlığı, ihtiyaç duyulan bölgenin greflenmesi (kemik ilave edilmesi), implantın yerleştirilmesi ve implant üstü diş restorasyonlarının tamamlanması aşamalarından oluşur. Bazen bu aşamaların bir kaçı, bazen de hepsi tek seansta yapılabilmektedir.

İmplant yerleştirme lokal anestezi ile yapılır. İşlem sırasında ağrı hissedilmez. Ancak işlem sonrası, anestezi etkisi azaldığında duyulabilecek ağrı basit ağrı kesiciler ile giderilebilir.

İmplantların kemik ile tam birleşmesini sağlamak için ilk 3-6 ay boyunca implant üstüne daimi protez konulmamalıdır. Ancak hastanın sosyal hayatını rahatlıkla devam ettirmesi ve hastanın kendisini iyi hissetmesi için, özellikle estetik bölge dediğimiz ön dişlere  implant yerleştirildiğinde, implant üzerine geçici kron takılarak hastanın kendini rahat hissetmesi sağlanır. Arkada kalan dişler için genellikle geçici proteze ihtiyaç duyulmaz. 

İmplant hijyen konusunda doğal dişten daha duyarlıdır. Hekimin hijyen konusundaki yönlendirmelerine kesinlikle uyulmalıdır. Düzenli olarak (altı ayda bir) hekim kontrolu yapılmalıdır. Hijyen konusunda gereken özenin gösterilmemesi implantın kaybedilmesine neden olabilir.  

İmplant tedavisi, estetik görünüm, çiğneme ve konuşma işlevlerinin geri kazanılması, doğal dişlerden ayırt edilememesi ve uzun ömürlü olması sebebi ile tercih edilen tedavidir. Bununla birlikte, zaman zaman enfeksiyon, hijyen zorluğu ve restorasyonların doğal dişe kıyasla estetik beklentileri karşılamaması gibi şikayetler olabilir. Restorasyonlarda, boşluklar doğal dişlerden daha fazladır. Doğal dişler kemiğe yayıldığından, kaplama üzerindeki kuvvet gerilir. İmplant bu özelliğe sahip olmadığından kaplama üzerindeki basınç daha fazla olur ve bu implant üzerindeki restorasyonlarda kırılmaya neden olabilir.

İmplant yerleştirildikten sonra ağrı beklenmez. Anestezi etkisi geçtikten sonra ağrı hissedilmesi durumunda ilk gün ağrı kesici alınabilir. Ağrının takip eden günlerde devam etmesi halinde hekime başvurulmalıdır.

İmplant tedavisi ile kaybedilmiş olan çiğneme yeteneğini geri kazanan hasta herşeyi yiyebilir. implant sonrası özel bir gıda takviyesine gerek yoktur.

İmplantı saran canlı dokunun iltihaplanması durumunda, enfekte bölge ve ağız  temiz tutulmalı, ara yüz fırçası ile temizlenmeli, tuzlu su ile gargara yapılmalı ve en kısa sürede hekime başvurulmalıdır.

İmplant sonrası ağrı ve şiş beklenilen bir durum değildir. Sinüs lifting gibi destekleyici cerrahi işlemler yapılmışsa az bir şişme olabilir, bu da kendiliğinden geçer.

İmplant sonrası buz tedavisi sadece tedavinin yapıldığı gün uygulanır. Amaç kanamayı durdurmak, ağrı ve şişmeyi engellemektir.

İmplant tedavisinin gerçekleştiği gün gece yatmadan önce bir kez, takip eden 3 gün boyunca da günde iki sefer tuzlu su ile gargara yapılması iyileşme sürecini hızlandırır.  Kimyasal gargaralar bakterileri öldürmekle beraber yaranın iyileşmesini geciktirebilir.

Çoğu zaman eriyen dikiş atıldığından hasta dikiş aldırmak zorunda kalmaz. Normal dikiş atılırsa, işlemden bir hafta sonra dikişler alınır.

İmplant dikişleri açılması halinde yaranın iyileşmesi bozulacağı için komplikasyon riski doğar. Böyle bir durumda vakit kaybetmede hekime başvurulmalıdır.

Sigara diş eti sağlığı için tehlikeli bir alışkanlıktır. Yaranın iyileşmesini olumsuz etkileyeceğinden, implant işleminden itibaren bir hafta süreyle sigara içilmemelidir.

İmplant sonrası alkol kullanılabilinir. Ancak; iyileşme sürecinde kullanılan antibiyotik sebebiyle yan etkisi olması durumunda alkolden kaçınılmalıdır.

İmplant tedavisinin temizliği doğal dişlerin temizliği gibi yapılır. Günlük düzenli ağız ve diş temizliği, implantın ömrünü uzatmak için oldukça önemlidir. İmplantın temizliğinin etkin yapılması için arayüz fırçasına ihtiyaç duyulabilir. Arayüz fırçaları değişik ölçülerdedir. Diş hekimi uygun ara yüz  fırçası konusunda hastayı yönlendirir. 6 ayda bir düzenli hekim kontrolü implant ömrünü artırır. Ağız hijyenine önem verilmesi, sigara kullanılmaması implant ömrünü uzatır.

İmplant öncesi hastanın genel sağlık durumu, kemik yapısı ve ağız içi durumu klinik ve radyolojik olarak değerlendirilerek tedaviye uygunluğuna karar verilir. Kemik uygunluğu ve yeterliliği sağlanmış çeneye, doğru cerrahi tekniklerle ve kaliteli ürünlerle yerleştirilmiş implant tedavilerinde %90-95 başarı sağlanır.

İmplantın sallanması, ağrı ve enfeksiyon görülmesi ya da implantın düşmesi  implantın başarısız olmasıdır. Bazı durumlarda, hasta implantın başarısız olduğunu fark edemez, sadece diş hekimi muayenesi sırasında fark edilir.

İmplant sallanmaya başladığında gecikmeden diş hekimine başvurulmalıdır. Zamanında diş hekimine gidilmesi sallanan implantın kurtarılmasını sağlayabilir. İmplant düşerse, düşen implant ile birlikte diş hekimine gidilmelidir. İmplant düştüğünde implant tedavisinin yenilenmesi gerekir.   

İmplant fiyatlarını öncelikle üretici firması ve klinik yönetimi belirler. İmplant titanyum gibi değerli metallerin ve yüksek teknolojilerin kullanıldığı ve sürekli arge çalışmaları ile desteklenmesi gereken bir üründür. Bu nedenle üretici firmalar Ar-ge, tasarım projelerine yüksek bütçeler ayırırlar. Farklı üretici firmaların yüksek bütçeli  Ar-ge çalışmalarının sonucunda farklı tasarımlara ve özelliklerde ve farklı fiyatlara sahip implant markaları ortaya çıkmaktadır.  Ancak; sektöre sürekli olarak yeni üreticilerin girmesi ve rekabet sebebiyle hemen hemen her bütçeye uygun implant markası bulunmaktadır. Bu açıdan otomotiv, cep telefonu, bilgisayar teknolojilerine ve ürün çeşitliliğine benzetilebilir. Sahte, taklit ya da  kalitesiz implantlardan korunmak için diş hekiminden görüş alınmalı ve birlikte planlama yapılmalıdır. İmplant cerrahi bir işlemdir.  Uzmanlık, deneyim ve beceri gerektirir. İmplantın başarılı olması için sıklıkla greft, sinus lifting gibi cerrahi işlemlerle desteklenmesi gerekebilir. Bu nedenle bu tedaviyi yapan kliniğin ücret politikaları, hekimin uzmanlığı, deneyim ve becerisi implantın kalitesini ve fiyatını etkiler.

İmplant tedavisinde hangi implant markasının kullanılacağı hassas bir konudur. Dişhekimi ile birlikte değerlendirilmelidir. İmplantlar değerli madenlerden yapılan, tasarımları önemli arge çalışmalarına dayanan ürünlerdir. Diş hekimliğinde kullanılan çok çeşitli markalarda implant bulunmaktadır. Dişhekimleri belli özelliklere göre ayrılmış bir iki farklı implant markasıyla çalışmayı tercih ederler. Çalıştıkları markaları tercih etmelerine yeterli olan bilgi ve deneyime sahip olduklarından, kullanılacak implant konusunda hekimlerin görüşleri dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda internet ortamında implant markaları hakkında geri bildirimlere hasta yorumlarına ulaşmak kolaydır.  

Dünyada birçok implant markası var. Straumann, Nobel, Camlog, Zimmer, Bredent dünyaca tanınan markalardan bazılarıdır.

İmplant dünyanın birçok ülkesinde, özellikle Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uygulanmaktadır ve tüm gelişmiş ülkelerde bu alana büyük ölçekli Ar-Ge yatırımları yapılmaktadır.

Diş implantı 1965’ten beri başarıyla kullanılmaktadır. Bu alandaki Ar-Ge yatırımları oldukça yüksektir. İmplantın bilinen bir zararı yoktur. Titanyum sadece implantta değil, tıbbın başka alanlarında da yoğun kullanılan bir metaldir. Doku dostudur. Titanyumla veya implant ile ilgili kanser vakasına rastlanmamıştır.

ESTETİK DİŞ TEDAVİLERİ

Diş rengi ve lekelenme durumu, diş kayıpları, diestama (diş açıklıkları) ve ortodontik tedavi gerektiren simetri ve dizilim problemleri, dudak simetrisi, üst ön dişlerdeki yapı bozuklukları ya da simetri problemleri, dudak çizgisi veya diş eti problemleri, yaşlılık ve dudak kaslarının zayıflaması, kas tonu yetersizliğine bağlı dudak simetrisi bozuklukları gibi nedenlerle gülüş estetiğini kaybetmiş hastalar için planlanan tedavilerdir.

Lamina uygulamalarda mine dokusunun tamamı kaldırılmadan dişin yalnızca çok küçük bir miktarı aşındırılır. Üst çene dişlerine hiçbir kesim yapılmadan uygulanır ve tedavi süresi kısadır. Full kron restorasyonlara bir alternatiftir. Dişte 0.3-.0.7 mm gibi minimal kesim veya kesimsiz yapılır ve adeziv sistemle yapıştırıldığı için yıllar boyunca renk stabilitesini ve doğal görünümünü korur.

Porselen laminalar özellikle minesi aşınmış, lekeli, şekli düzgün olmayan, doğru yerde hizalanmamış ön dişlerin estetik sorunları olan hastalar için önerilir.

Zirkonyum köprü metal desteksiz, beyaz bir alaşımdan yapılmış, ileri teknoloji uygulamalarıdır. Zirkonyum köprü daha dayanıklı ve estetiktir.

Diş hekimliğinde porselen kaplamaların alt yapısı olarak kullanılan bir alaşımdır. Bu haliyle metal destekli porselen kaplamaların alternatifidir. Metal destekli porselen kaplama ve köprülere göre oldukça estetiktir. Diş eti problemi , ağız kokusu ve alerjik reaksiyon yaratmamaktadır. Yüksek teknoloji ürünü olan zirkonyum oksit ile metalsiz güçlü ve estetik restorasyonlar başarıyla yapılabilmektedir.

Metal porselenler zamanla diş etinde siyah renklenmeye,  diş etinden metal rengin yansımasına neden olur. Bu nedenle  daha estetik, daha doğal görünüm veren uzun ömürlü olan ve diş etinde lekelenme yaratmayan zirkon alt yapılı porselenler  tercih edilir.  Zirkonyanın diş etiyle uyumlu olması, doğal ve estetik görünümü dişeti sağlığı açısından da son derece önemlidir.

AĞIZ VE DİŞ CERRAHİSİ

İleri derecede çürük, diş eti rahatsızları nedeniyle dişin sallanması, ileri derecede diş kırıkları, kanal tedavisinin yetersiz kalması, süt dişlerinin düşmemesi, abse veya kistin zamanında tedavi edilememesi ve ortodontik bozukluklar sıklıkla karşılaşılan diş çekimi nedenleridir.

Diş çekimi teknik bilgi ve beceri gerektiren bir uygulamadır. Diş çekimi için gerekli aletleri ve uygun tekniği kullanma becerisine sahip olan diş hekimi dişi kolaylıkla çeker.  Diş çekiminin kuvvet gerektirdiği yaklaşımıyla diş hekimleri arasında cinsiyet ayrımı yapmak doğru değildir.

Eğer doktorunuzun önerdiği bir ilaç (örneğin antibiyotik) söz konusuysa, mutlaka saatlerine uyarak, düzenli bir şekilde kullanılmalıdır.  Bir hastalığınız ya da alerjiniz varsa ve ayrıca bu yüzden sürekli kullandığınız ilaçlar mevcutsa, kesinlikle bunları diş hekiminize söylemelisiniz . Çekimden önce pıhtılaşmayı geciktiren aspirin türü ilaçlar kullanılmamalıdır. Mümkünse dişler güzelce fırçalanmalı ve bir antiseptikli suyla çalkalanmalıdır. Böylece ağızdaki bakterilerin azalması ve enfeksiyon riskinin düşürülmesi iyi olur.

Diş kökünün ve kemik dokusunun yapısına bağlı olarak diş çekimi sırasında diş kırılabilir. Bu hasta ve diş hekimi için korkulacak bir durum değildir. Diş hekimi kırılan dişi uygun müdahale ile kökünden çeker.

Akıl dişi ağızda en son süren diştir ve aynı zamanda üçüncü büyük azı dişi olarak da bilinir. Genellik on yedi- yirmi beş yaş arasında sürer.

Çoğunlukla 20 yaş dişi dört tanedir. Nadiren bazı kişilerde hiç görülmez, nadiren de dörtten fazla olabilir. Bazı klinik vakalarda 8 adet 20 yaş dişi görülmüştür.

Zamanla insanoğlunun çene yapısı küçülmüştür. Yumuşak besinleri tüketme alışkanlığının artması çiğneme ihtiyacını da azalmıştır. Küçülen çene ve azalan çiğneme ihtiyacı 20 yaş dişlerinin önemini en aza indirmiştir. Bu nedenle 20 yaş dişleri genellikle yarattıkları sorunlar ile dikkati çeken dişlerdir.

20 yaş dişlerin yol açacağı sorunlar çenenin büyüklüğü, dişin sürme yönü ve hijyeni gibi birden çok faktöre bağlı olarak, gömük, çürüme, kist ve ağrı, diş eti enfeksiyonu, yanak ısırma, diş şeklinin bozulması gibi sorunlardır.

20 yaş dişlerinin yaklaşık 1 yıl içinde normal yerini alması beklenir. Eğer bu süre içinde olması gereken yerde değilse gömük diş olarak tanımlanır. Diş kısmen ya da tamamen gömük olabilir.

Gömük dişler daha çok diş eti hastalıkları, gömük dişin çürümesi ve diğer dişlere zarar vermesi, çenenin kırılma riskini artırması ve etrafındaki kesenin kistik oluşum riski yaratması halinde çekilir.

Gömülü diş protezin kullanımına engel olacağından, hastadan alınan radyografiler yardımıyla gömülü diş varlığı saptanmalı ve protez uygulanmadan önce gömük dişler cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

Kanama, şişkinlik ve enfeksiyon riski dikkate alınarak; ilk 24 saat kontrol edilmelidir. Pıhtı oluşumu için yaralı bölgeye ısırma hareketi ile en az yarım saat tampon uygulanmalıdır. Oluşan pıhtıyı parçalayacağından tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Sıcak beslenme ve duştan kaçınılmalıdır. Yaralı tarafta çiğneme yapılmamalıdır. Aspirin kumadin gibi kanamayı artırıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Yara kurcalanmamalıdır. Ödem soğuk tampon uygulanarak kontrol altına alınmalıdır. Ağız temizliği yumuşak hareketlerle yapılmalıdır.

Çekim sonrası hafif şişlik, kanama ve ağrı olabilir. Tedavi öncesi ve sonrası iyi planlanmış ve hasta hekimin tavsiyelerine uymuşsa bu şikayetler yok denecek kadar azalır.

BEYAZLATMA

Beyazlatma işlemi bir ağartma işlemidir. Bireysel çabalarla yapılması halinde diş minesi zarar görebilir. Hekim kontrolünde veya klinikte yapılan beyazlatma işleminde tüm diş dokusunun sağlığına özen gösterilerek diş estetiği sağlanır. Beyazlatma işleminden sonra hassasiyet (sızı, sıcak ve soğuğa duyarlılık vb)  görülebilir. Bu geçici bir reaksiyondur. 

Diş beyazlatma, ağız ve diş bakımı düzenli yapıldığında etkisini 1 ile 3 yıl arasında korur. Yılda bir beyazlatma işleminin üzerinden geçilmesi sağlanırsa beyazlatma işleminin kalıcılığı artar.

Diş gelişimi devam eden 18 yaş altı çocuklar için beyazlatma işlemi önerilmez.

Dişler zamanla renk değiştirirler. Değişik nedenlere ve etkilere bağlı olarak diş minesinde aşınma, renk değişimi ve lekelenmeler olur. Dişteki renk değişikliğinin başlıca nedenleri; yaşlanma, sigara ve tütün kullanımı, çay ve   kahve tüketimi, renkli ve asitik gıdaların tüketilmesi, anne karnında veya erken bebeklik döneminde alınan bir grup antibiyotik, aşırı florür alımı, yetersiz günlük ağız bakımı, amalgam dolgular ve kanal tedavisidir.

Dişteki renk bozulmalarını tedavi etmek için beyazlatma işlemi uygulanır. Beyazlatma işleminin ofis tipi  ve ev tipi olmak üzere  2 farklı uygulama  yöntemi vardır. Ev tipi beyazlatma seçeneğinde hastanın ağız ölçüsü alınarak hastaya, evde kullanacağı  özel bir diş beyazlatma plağı hazırlanır. Hekimin gösterdiği şekilde ve ölçülerde beyazlama plağına beyazlatma jeli konularak plak ağza yerleştirilir ve 6-8 saat  kadar plak ağızda tutulur. Jelin ağartıcı etki verdiği bu işlem 10-15 gün uygulanır. Dişteki lekelenmeye bağlı olarak birinci haftadan itibaren istenen sonuç alınabilir.  Bu süre içerisinde renkli içeçek ve yiyeceklerden uzak kalınır . Plak genellikle gece kullanılır.

Ofis tipi beyazlatma klinikte, özel ağartma jeli ile yapılan yapılan, yaklaşık 30-60 dakika süren bir işlemdir.  Minelerinin durumuna göre beyazlatma işleminin tamamlanması ve etkin sonuç vermesi için ikinci bir seans gerekebilir. Ev tipi beyazlatmaya göre daha kısa sürede sonuç alınır. Uygulanması kolay ve basittir, Ancak ev tipi beyazlatmadan farklı olarak işlem sonrasında kısa bir süre için soğuk sıcak hassasiyeti görülebilir.

Beyazlatma sadece doğal dişlere uygulanabilen bir işlem olduğundan porselenler beyazlatılamaz. Bu yüzden özellikle ön bölgede protez restorasyonlar mevcutsa ve beyazlatma işlemi sonrası restorasyon ile dişler arasında renk farklılığı oluşacaksa hasta bilgilendirilir ve hasta kararı doğrultusunda gerekirse restorasyon yeni elde edilen diş renginde değiştirilebilir.

Diş kökü enfeksiyonu, tedavi edilmeyen çürük veya kırık diş nedeniyle yüksek çatlama ve kırık ve hassasiyet riski alan hastalar için beyazlatma işlemi  uygun bulamayabilir.

PROTEZ TEDAVİLERİ

Protez restorasyonlar, bir veya birden fazla dişin kaybı durumunda oluşan boşlukları  komşu dişlerden destek alarak, doğal dişlerin üzerine hazırlanan kuronlara tutturularak diş boşluklarına  yerleştirilen yapay dişlerden oluşan yapılardır.

Köprüler, altın alaşımlar, kıymetli olmayan alaşımlar, porselen veya bütün bu malzemelerin kombinasyonundan oluşabilir.

Sabit protezlerlerin temizliğinin  diş fırçası, diş ipi ve arayüz fırçası kullanılarak düzenli olarak yapılması gerekir. Günlük bakımı etkin ve düzenli yapılmayan sabit protezler zamanla ağız kokusuna ve diş eti hastalıklarına sebep olur.

Hareketli protezler, diş fırçası ve sabun kullanarak temizlenmelidir. Protezin iç ve dış  akan su altında  iyice yıkanarak yüzeyindeki mikroorganizmalardan uzaklaştırılmalıdır. Diş macunu ve çamaşır suyu, bulaşık kremi gibi temizlik ürünleri protez yüzeyine zarar verebileceğinden kullanılmamalıdır. Protez (takma diş) temizliği için özel olarak üretmiş  tablet veya solüsyonlar üretici firmanın talimatlarına uygun olarak kullanılabilir. Protezin üzerine yerleştiği ağız içi dokularının temizliği de önemlidir. Protez çıkartılıp temizledikten sonra ağız içindeki dişsiz alanlar yumuşak bir diş fırçası veya gazlı bez ile temizlenmelidir. Ağızda diş varsa, bu dişler de diş fırçası ve diş macunu ile temizlenmelidir. Protez ile yatılmamalıdır.  Protez çıkartıldığında su dolu bir kap içerisinde saklanmalıdır. En az altı ay da bir diş hekimine başvurarak protez gösterilmelidir. Protezlerin yıllarla birlikte değişen dokulara uyumunu sağlamak için en az 2 en fazla 5 yılda bir yenilenmesi faydalıdır.

DİŞ ETİ TEDAVİLERİ

Dengesiz beslenme, hijyen sorunları, genetik transfer, yaşlanma, mikrobik hastalıklar gibi bir çok neden diş eti sağlığını bozulabilir. En sık karşılaşılan diş eti rahatsızlığı diş eti enfeksiyonları (diş eti iltihabı) dır. Düzenli diş hekimi kontrolü, diş eti hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde oldukça önemlidir. 

Tedavi edilmeyen diş eti rahatsızlıkları kötü koku, kanama, hassasiyet, dişin sallanması  gibi belirtilerle kendini göstererek,  dişlerin tamamının kaybedilmesine sebep olabilir.  Diş eti hastalandığında genellikle diş etinde çekilme olur, bakteri üremesine uygun ortam sağlayan cepler derinleşir ve kemik erimesi başlar. 

Erken dönem müdahalelerde derin temizlik (küretaj) işlemi ile hastalığın ilerlemesi önlenir. Küretaj işlemi ile sorunlu bölgedeki tüm diş taşı etkili bir şekilde temizlenir ve mikrobik rahatsızlıklara uygun ortam oluşturan diş plakları uzaklaştırılır ve granülasyon dokular temizlenir, kök yüzeyleri cilalanır.  Diş eti sağlığını tehdit eden çürükler temizlenir ve hatalı dolgu ve protezler bu aşamada değiştirilir. Küretajın etkisini uzun süreli kılmak için 20 yaş dişleri çekilebilir. Hekimin planlamasına ve hastanın durumuna göre, daha etkin sonuç almak için küretaj 3-4 seans sürebilir.

İlerlemiş vakalarda etkin tedavi için gingivektomi denilen cerrahi işlemle bakteri çoğalmasına uygun ortam olan ceplerin derinliği azaltılır ve büyümüş diş eti alınır, flap denilen operasyonla  diş etinin altındaki dokulara ulaşılarak, hastalıklı dokular, kök yüzeyleri temizlenir ve derinlenmiş ceplere müdahale edilir.  Kemik kaybı olan vakalara kemik ilavesi (kemik grefti) yapılır.

Düzenli hekim kontrolü, sağlıklı beslenme, etkin ağız temizliği ve sigara içilmemesi diş eti sağlığını korumaya yardımcı olur.

KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİ

Amalgam içindeki civa miktarı oldukça düşüktür. Amalgam içindeki civanın zararlı olduğunu ispatlayan bir araştırma bulunmamaktadır

Sabah kahvaltı sonrası ve gece yatmadan önce olmak üzere en az 2 kez ağız ve dişlerin etkin yıkanması ağız ve diş sağlığını korur.

ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ

Çocuk diş hekimliğinin ana konularından biri süt dişlerini korumaktır. Genellikle bebeklik döneminin 6. ayından itibaren sürmeye başlayan süt dişleri  kalıcı dişler sürene dek ağızda kalır, konuşma, çiğneme fonksiyonlarını  destekler ve daimi dişlere yer sağlarlar.

Süt dişleri çiğneme alışkanlığı, çene kemiği kasları ve konuşma becerilerini geliştirir ve daimi dişler için yer sağlar. Süt dişleri çocuğun düzgün beslenmesini ve düzgün konuşmasını sağlar. Süt dişleri, yerine gelecek daimi dişler için kapladıkları yeri korurlar ve daimi dişlere rehberlik ederler. Süt dişi çekildiğinde doğal yer tutuculuk görevi de sonlanır.

Bu açıklık yerlerine gelecek daimi dişlere yer sağladığı için, süt dişleriinin aralıklı olması normaldir.

Süt dişleri, yapılarındaki farklılıklar nedeniyle daimi dişlere oranla çürümeye daha yatkındır. Tabakaları çok ince, dentin kanalcıkları geniş ve geçirgendir. Pulpa denilen tabaka da yüzeye çok yakındır. Bu nedenle süt dişleri çok zayıf karakterli dişlerdir. Süt dişlerinde başlayan çürükler çok hızlı bir şekilde ilerler.

Bebeğin ilk dişleri sürdüğünde diş temizliği ebeveyn tarafından yapılmaya başlanmalıdır. En az 2 kez olmak üzere (Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce) diş yüzeyleri gazlı bezle ıslatılarak temizlenmelidir.

Çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra diş temizliğinde fırça kullanılması uygundur. Fırçanın yumuşak olmasına özen gösterilmelidir.

Çocuk hastalarda çürük; dolgu, kanal tedavisi ve amputasyon, çelik kron ile tedavi edilir.

Çürük dişler sürekli enfeksiyon riski taşır. Tedavi edilmezse diş ağrısı, ağız kokusu vb. gibi daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

Süt dişleri, daimi dişlere yer tutarak rehberlik ederler. Süt dişi erken çekilirse daimi dişlere yer kalmaz ve yer darlığı oluşur.

Çürük dişler sürekli enfeksiyon riski taşır. Tedavi edilmezse diş ağrısı, ağız kokusu vb. gibi daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Çürükten korunmak için; ağız içi temizliği iyi yapılmalı, flor ve fissür uygulamalarından faydalanılmalı ve düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmelidir.

Tedavi edilmeyen biberon çürüğü ağrı ve iltihaplanmaya sebep olur. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

Düşme, çarpma, trafik kazaları, spor yaralanmaları gibi çeşitli travmalar sonucunda dişlerde veya yumuşak dokularda birtakım zararlar meydana gelebilir. Dişlerde sallanmalar, kırılmalar, dişin kemik içerisine gömülmesi veya tamamen yerinden çıkması; yumuşak doku yaralanmaları söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda dişin kırılan parçası veya tamamı çıktıysa diş bulunup köküne dokunmamaya çalışarak süt, tükürük veya serum içerisinde saklanmalı; en kısa sürede diş hekimine gidilmelidir.

Fissür Örtücü çürükten koruyucu bir tedavi olup, dental literatürde bilinen bir zararı kaydedilmemiştir

Çocukların gelişmemiş günlük diş temizliği ve becerileri sebebiyle çürük riski taşıdıklarından koruyucu tedavi olarak fissür örtücü tavsiye edilir. 

Fissür örtücü bir dolgu maddesidir. Uzun ömürlü olmakla birlikte aşınabilir. Rutin kontrollerde diş hekimi fissür örtücü dokudaki aşınmaları yeniden doldurabilir.

Fissür Örtücü , akışkan bir dolgu maddesi ile dişin yüzeyinin kaplanması işlemidir. 10 dakikalık bir seansta tamamlanır ve hasta huzursuzluk ve  ağrı hissetmez. 

Çürük önleyici uygulamaları arasında yer alan fissür uygulamaları, ebeveyn bütçelerini zorlayacak tedaviler değildir. Ayrıca ileride oluşabilecek çürük tedavisinin maliyetlerini de önler.

Diş hekimliği alanındaki çalışmaların büyük çoğunluğu, diş çürüğünden koruyucu uygulamalardan olan florürün güvenli olduğunu desteklemektedir. Florür diş minesini asit etkilerine karşı korur ve güçlendirir ve doğada ve suda bulunan doğal bir mineraldir.

ORTODONTİ

Dişlerin çene üzerinde doğal bir sıralanışı vardır. Çene ve diş gelişimindeki anormallik yüz estetiğine yansır ve kolaylıkla fark edilir. Alt dişlerin üst dişlere göre daha önde ya da üst dişlerin alt dişlere göre daha geride konumlanması, alt ve üst ön dişlerin kapanış sırasında birbiri ile temas etmemesi, dişler arasında boşluk olması ve dişlerin çapraşık olması halinde ortodontik tedaviye için diş hekimi ile görüşülmelidir.

Uzun süreli parmak emme, tırnak yeme, kalem ısırma gibi alışkanlıklar diş ve çene gelişmesini olumsuz etkiler.

Ortodontik tedavide sıklıkla kullanılan kullanılan metal ve porselen braketlerin sağlığımıza zararı tespit edilmemiştir.

DENTAL GÖRÜNTÜLEME

Dental X-ışını görüntüleme, genellikle rutin diş hekimi muayenesinin teşhis için yetersiz olduğu, ortodontik ve cerrahi tedavi planlaması için ihtiyaç duyulduğu, ileri derece çürük, ağrı veya kanama gibi tanı konulmamış ve devam eden problemler olduğunda, sorunun teşhis edilmesi ve tedavinin planlanması için çene ve kafatasındaki yumuşak ve sert doku ve sinirler hakkında daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyulduğu durumlarda talep edilir.

Çocukların diş ve çene X-ray görüntülemesi mutlaka hekim yönlendirilmesi ile ve  X-ray cihazları kullanma ruhsatı olan sağlık kuruluşlarında yapılmalıdır. Hekim tarafından uygun görülmüş ise çocukların diş tedavisi ile ilgili radyografilerinin alınmasında sakınca yoktur. Alınan radyasyon tutarı düşüktür. Ayrıca kullanılan kurşun önlük ile de vücudun diğer bölgeleri radyasyondan korunur. 

Hamile iken X-Ray ışınlarına maruz kalınmaması tavsiye edilir. Ancak hamilelik sürecini de etkileyecek bir diş sağlığı sorunu sebebiyle radyografiye gerek duyulursa karın ve tiroid bölgesi kurşun koruyucularla muhafaza edilerek diş röntgeni alınabilir.

Diş hekimliğinde kullanılan X-ışını görüntüleme cihazlarının radyasyon emisyonu düşüktür. Ayrıca, görüntüleme sırasında kurşun önlük giyildiği için vücudun diğer bölgeleri de korunur. Bu nedenle X-ışını tedavisinden endişe duymaya gerek yoktur. Ek olarak, diş hekimi hastanın durumunu ve olası risklerini dikkate alarak radyografi ister.

Radyografik görüntüleme teşhis ve tedavinin seyrinin izlenmesi amaçlı talep edilir. Bu nedenle ne sıklıkla X-ışınlarına maruz kalınacağını hekim hastanın durumunu dikkate alarak belirler. Hekim radyografik görüntüleme talep ederken hastanın radyasyon alımı açısından geçmişi, hamilelik gibi hassasiyetleri ve başka kriterleri dikkate alır. Tedavinin doğru planlanması için kanal veya implant gibi diş tedavilerinde tedaviye başlamadan önce, tedavinin başarısını değerlendirmek için tedavinin sonrasında panoramik görüntüleme istenebilir. Diş hekimliğinde kullanılan radyografik görüntüleme cihazlarından salınan radyasyon miktarı düşüktür. 

Modern diş hekimliğinde, görüntüledikleri alana veya görüntüleme boyutlarına bağlı olarak farklılık gösteren farklı görüntüleme cihazları vardır. Örneğin, periapikal görüntülemede sadece bir veya birkaç dişin ayrıntılı bir görünümü elde edilirken, panoramik görüntülemede tüm çenenin ayrıntılı görüntülemesi elde edilir. Üç boyutlu görüntüleme cihazı olarak da bilinen tomografide hem çenenin hem de kafatasının ayrıntılı bir görüntüsü elde edilir.

İLETİŞİM

Telefon: 0 (216) 356 05 15 – Bağdat Caddesi

Telefon: 0 (216) 336 42 40 – Kadıköy

BLOG YAZILARI

BİZİ TAKİP EDİN